pathology

withdrawal syndrome

you do not exist.
touch the stone, let the world fill your lungs
look at the water, let the sun touch your hair
at best you would be a disappearance in the galaxy
no matter how much you write, no matter how much you talk no
matter how much you read you are the way the tree takes from the slope
don’t raise yourself so proud, so far, so you
if there is a part of you, that’s the most you are all crap
you do not exist
to understand how much of a life for whom and what
even if you try, all of them from a stone, a tree, a water
you are no more, maybe you are in the realm
moss that can’t even show its direction
why are you looking at me with your neck straight?
neither your voice is good, your color, your smell, nor you can fly
then how are you walking on the edge like a great invention
just shut up and listen, look at the ground right in front of you
you are standing on the soil
flowers you crushed trees you cut birds you died
you’re not even as much.

walk into yourself walk into yourself walk into yourself
do not dry the ink, keep the ink in the water
what you can not share that you understood the universe the planetary
and with sevenfold of the globe
and you also think that you are the owner
you do not exist.
shut up and listen to the crack of the bush and the rustle of the water
be silent
be silent
be silent
look
you are transforming to soil.

translated from turkish by enderemiroğlu


yoksunluk sendromu

yoksun.

taşa dokun dünya ciğerine dolsun
suya bak güneş saçlarına dokunsun
olsa olsa galakside bir yokoluşsun
ne kadar yazsan da ne kadar konuşsan da ne
kadar okusan da ağacın yokuştan aldığı yolsun
büyütme kendini öyle öyle mağrur öyle uzak öyle sen
varsa onda da senin bir parçan işte en fazla boksun
yoksun.
kime neye yarar bir ömrün ne kadar anlamaya
uğraşsan da hepsi hepi topu bir taştan bir ağaçtan bir sudan
daha fazla değilsin belki de sen alemde
kendine yönünü bile gösteremeyen yosun
sun ne diye öyle boynun dik gözlerimin ta içine bakıyorsun
ne sesin güzel ne rengin ne kokun ne de uçabiliyorsun
o zaman ne haddine büyük bir buluş gibi uçlarda dolaşıyorsun
bi sus da dinle, yere bak tam önüne
toprağın üzerinde duruyorsun

ezdiğin çiçekler kestiğin ağaçlar öldüğün kuşlar
kadar bile yoksun.
içine yürü içine yürü içine yürü
mürekkebi kurutma mürekkep suda dursun
ne var paylaşamadığın anladın da alemi cihanı yedi katıyla dünyayı
bir de üstüne kendini sahip mi sanıyorsun
yoksun.
sus da dinle çalının çıtırtısını suyun hışırtısını
sus
sus
sus
bak
toprak oluyorsun.


Creative Commons License
Except where otherwise noted, the content on this site is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.